İÇ DALAŞI

tut ellerimi

Bir yangın yerinde/Şiir/kavgaya dahil değilse/ya o şiir değil/yada sen/şair/ değilsin/…

——————————————————————
Şiir bir “terör” eylemidir/bayım!/ tüm “güzel” çocuklar yardım ve yatakçı/bir acayip hal/bir sihirli şey/çöker tahrip gücü yüksek imgeler/böğrüne karanlığın…/dağıtır…/bulaşıcıdır/ bulaştıkça güzelleşir insan/suçtur bu…/Suçtur/şiir…/bölücü…/hiç eksilmeden/böler/dağıtır/sevincini/hüznünü/ milyonlara…/eksilmez/ölümsüz…/…

___________________________________________________________________

Faşizme milliyetçilik elbisesi giydirilmiş bir ülkede, demokratik tepkiler tabiki “terör” dür.

___________________________________________________________________

Tek dil!…..Öpüşmek için bile yanlış….
——————————————————————–

VEREN EL ALAN ELDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR ÇOCUK

Veren el alan elden üstün değildir çocuk/
Toprak üstünde yaşayanlardan kutsal değildir/
Tüm kimlikler yakılacak çocuk/
Bu yüzden kendine insan demeyi öğren artık/
Savaşlar ayıplanacak/
Gökkuşağına sen/ben/renk/eklenecek/
Masallar gökten düşecek üç elmaya ihtiyaç duymayacak çocuk/
————————————————————
Veren el alan elden üstün olmayacak çocuk/
Paylaşmak esas olacak/ne verende fazlalık/
Ne de almaya ihtiyaç duyulacak/
Eller kardeş, ortak, adil ve özgür olacak/hayaller paylaşılacak/
Aşk kazanacak çocuk/mutlaka/aşk kazanacak/

Çetin Yılmaz

————————————————————-

ENFAL/İNFİAL

Bak işte çatışma başladı /
Kuytusunda kal kalbimin/
Vurulabilirsin/
Devlet eliyle tutuşturuldu saçlarım/
Ormanı sevme artık/çevreyi koruma…
Taşıma üzerinde esmerliğini…/
Milli linç dolaşıyor sokaklarda/
Enfal/İnfial/
Bir ayet yanlış yorumlanabilir/
Bir kurt uluyabilir/
Bin kurt seni yiyebilir…
————————————————-

Ne Zaman Sussam

Ne zaman sussam
derin oyunlar işler tıkır tıkır
bir çok hesabın orta yerinde kalırım sorgusuz, sualsiz
kolları kırılır çocukların
namlular pas tutar
zulüm, kurulu bir düzeni daha kutsar
kahramanlık ve katillik iç içe geçer
her cinayete bir fetva/her katliama bir ayet uydurulur

Ne zaman sussam
bir iktidar doğar aniden
gayrı meşru/kendine ters düşer herifler
kıblesi şehvete döner utanmazların
ellerde coplar kamaşır
ve kürsüye sıçrar cehalet
hak/ helal sayılmaz
verebildikleriyle tatmin olmanı önerirler
şükretmeni/ sınırsız/ doyumsuz midelerine
bir dünyayı sığdırabilirler/ doymak bilmezler

Ne zaman sussam
muhalefet hayvani bir homurtuyla
bedenini peşkeş çeker faşizme
yarına dair umut olmasın diye
insana dair her şey tüketilir
”insan” soğuk bir sözcükten öte bir anlam taşımaz
bir çok yüz istatistik bir sonuç gibi görünür
her saçma kelimeye derin bir anlam yüklenir
ve her şiir bir şaire hamallık eder gönülsüz…

Ne zaman sussam
sevişmeler sokağa taşar
kavgadan korkar yiğitlik
kahpeliğe tarihsel bir kulp takılır
yüceltilir katillik
ne zaman sussam bir adam arkadan vurulur
bir bombayla dağılır düşünce
madımakta yanar “AYDIN”/ne zaman sussam
bir Kürt faili meçhule uğrar
kemikleri sızlar asit kuyularında/perçemi kana bulanır apê Musa’nın

Ne zaman sussam/bir sendika daha sararır
bir insan daha kaybeder “sol” culuğunu bir kuytuda
iktidar cazip hale gelir/muhalefet aynada görür iktidar suretini
bir birine benzer bütün yalanlar
ne zaman sussam/suç ortaklığım artar
cesaretini suskunluğumdan alır cehalet
her çalınanda parmak izlerime rastlanır
her tetikte/her işkencede
ne zaman sussam puşluğun revacı artar
reytingi yükselir paraya tahvil hayatların
ne zaman sussam/çocuklara kalır cesaret
kötü kaderlerini taşlarlar/kolları çatırdar polislerin ellerinde
hakimlerin gazabına uğrarlar
devlet gayrı meşrulaşır…

Ne zaman sussam/kırmızı çizgiler icad edilir
depremde duvarlar suçlanır
başbakanların cesareti artar
millet vekilsiz kalır
ne zaman sussam
sabah ezanları makamsız okunur
darbeciler ressam/pireler tellak
savaşlar kutsal sayılır
ne zaman susam
bir ses daha eksilir sokaktan
sloganlar grileşir/eylem çadırları sökülür
komşular kavgalı/iktidarlar faşist olur….

———————————————————-

Kürt Yoktur

Kürt yoktur/derin bir yanılgı vardır içten içe/uzun bir sürgün/yalıtılmış öfke vardır/puşi vardır/tilili vardır/ama/Kürt yoktur/

Kürt yoktur/çürümüş bir zaman vardır/kafa kağıdından kokusunu duyduğun/dört tarafı mahmur/otuz üç kurşun vardır/düş vardır/ama/Kürt,yoktur

Kürt yoktur/bükümlü bir dil vardır/Hint Avrupa dil ailesinin kuzey batı itilmişliği vardır/mushefa reş vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/yaşayan diller enstitüsünde/kurşunlanmış bir çocuk vardır/ceylan vardır/zulüm vardır/ama Kürt yoktur

Kürt yoktur/ksenefonun/savaştan dönüşü vardır/anabasisin karduku/şemseddin hanın oğlu şeref han vardır/şerefname vardır/sınır ötesi operasyonlar/sınır tanımaz işkence vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/arsız lehçeler/içi manidar küfürlerle dolu bir ağız/laleşte bir merasim/eyyübi selahaddinin duası vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/tigranın ordusunda kurtiler /dion cassius /amida kuşatması altında/Romalı A,marcelliunisin/kord yurdu vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/zifiri bir 12 eylül cuntası/Diyarbakır cezaevi/gün aşırı mehter marşı vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/El dinaweri/Ensal el ekrad/Kitab el nebat/Ahbar el-tival/Melaye bate/mucit ebul iz vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/süresiz isyan/bışare çeto/sımkoye şikaki/koçgiri/şex said/dersim/seyit rıza vardır/ama Kürt yoktur

Kürt yoktur/dört mevsim/12 ay/24 saat/beş vakit namaz/enfal ve halepçe vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/uzun hava/kürdili hicazkar/şıvan perwer/cigerxwun/hip hop/pop ve sanat müziği vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/yılmaz güneye yol/Ahmet kaya ya çatal bıçak/Mehmet uzuna sürgün/İsmail beşikçiye hapis vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/sistematik bir ölüm vardır/takriri sükun/tek dil/tek ülke ve tek bayrak vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/iki dilde aşk/doyumsuz bir sevişme/MGK kararları/sınır ötesi tezkere/bayrağa sarılmış tabutlar/ölü ele geçirilmiş insanlar/sözde vatandaşlar vardır/ama/Kürt yoktur

Kürt yoktur/derin kimlik bunalımı/milliyetçi halk partisinin kılıçdaroğlu/cumhuriyet hareket partisinin bahçelisi/orantısız siyasi edepsizlik/büyük Ortadoğu projesi vardır/ama/kürt yoktur

———————————————————-

Kürt Çocukları(şeytanı Taşlamak)
ömrü çalınan çocuklara……

Gün doğuşunda matemle tazelenir coğrafyam-adı konulmamış bir düşmanlık serpilir sokaklara-ve öfkesi sokaklara akar çocukların-çocuklar ki göbek bağları öfkeyle kesilen-katledilemeyen bir dilin taşıyıcıları-ölüm oranı yüksek doğumların istatistik kalıntıları-çocuklar-çocuktular-ellerindeki taş izleriyle-mahkûmlar-ağır mahkûmlar

Devlet-katliam ustası-sokaklardaki korku-dersim-zilan-jitem-korucu-biber gazı-cop-faili meçhul-çocuğun etindeki dişler, etimdeki dişlerdir-gencecik bedenimden-ömrümü çalan-yaşam hırsızı-arsız-utanmaz

Şimdi sokaklarda yokluğu teşhir ediliyor adaletin-şimdi adalet, çocuğun sırtında mermidir, devlettir-kırılmış dişlerimdir-genzimdeki biber gazı-annemin saçlarından sürüklenmesi-babamın onurunun kırılmasıdır-panzerdir-kanserdir-ölümdür

Şimdi ellerindeki taş izlerinden kaderi çiziliyor çocukların-çocuklar ki-ne kadar Kürt o kadar suçlu-ne kadar Kürt o kadar ölü-dilan-zilan-ceylan-paramparça

Şimdi öfke-yazılı bir tarihe sözlü bir isyandır-büyük bir isyan-çocukça-tamda yok sayıldığı yerde-şiddetle küçücük bedenlerden taşan-taşlaşan-taşla ifade bulan-mermiyle yanıtlanan-aşık olduğu topraklara-Kürtçe ağıtlar eşliğinde gömülen-şimdi öfke-boğazına dayanan hançeri kavrama biçimidir-Dicle üniversitesinde boş bir sıra-bulanıkta eksik bir gülüş-Ankara da bin türlü puştluktur-

—————————————————————

İç Dalaşı(kut”ulu”sal Yalanlar)

Kanımın tadı damağındayken başladı ibadete(ihanete) özenle dinini sığdırdı cüzdanına mümin, münzevi, müşteri, tüketici/yeni bir başrol buldu şeytan/büyük sinema platoların ortasında/yeni kutsal metinlerle bezeli/yeni tüketim ayetleri/yeni peygamberler/yeni çarmıhlar/yeni ihanetler/reklam cıngılları/ki henüz az önce terk etmişken İbrahim harranı/her kes yeniden teslim olmaya başladı kendi nemruduna/vefayla/ateşler içinde yanışına tanık olduktan sonra bile/çünkü iktidar/ona inananların korkusudur/onların yaratma biçimidir/her tiran/her kral/her diktatör/önce korkuyla zihinlerde var eder kendini/sonrası ise/inanç ihtiyacı/tekerürü hatanın/göğe yükselmesi isanın/miracı muhamedin/ihtiyacı ümmetin

Şimdi başkentler ateşler içinde/salgın/sarılık/veba/işçi hareketleri/tanrısal kudrete karşı insan/devlete/reklama…..

şimdi yaşamak temiz bir düştür/helal lokma/natürel gıda/çocuğun ağzındaki memedir/şehvetle dişlenmemiş/kirlenmemiş kadın/erkek/el değmemiş coğrafyadır/kendinde ait bir ülke ümidi veya bir odadır güneşi gören bir oda/kaporasız/peşinatsız/kamulaştırılmış/komünist…..

Bir son tasarlar kadim kelimelerden kendine insan/esaret/ağızlarında kutsal metinler taşıyan adamlar/ kelimelerin kalıplarından sızarlar/artık kelimelerin sahipleridir kudreti kutsal formlarda sunanlar/gücün/artık tarih yazabildiklerince gerçektir/şeytan gizleyebildiklerince masum/iktisat/doymaktan daha da karmaşık……

Sırf bu yüzden şairler icat edilir/şiirler/öfkeyi silmek için/palyaçolar/dansözler/sözler nutuklar/ispata çalışırlar ki/daha epeyce yaşamaya sebep var diye…..

Yılgınlık bir ibadet biçimi olarak sunulur sonra/aza tamah edilir/çoğa el sürülmez/harama/şükür edilir/sunaklar da bedenini bedelsiz sergileyesin diye/insan olmaktan başka her şey/kudret sanılır/kutsal/ellerini müthiş bir tetik çekme cezp eder/insana el sürersin/kanına/kadına/düşmana/haki renkte/askerlik anılarıyla bezenir/öldürme isteğin/komşun/kovulur/bir kardeşliktir ırzına geçmediğin/onunla tüketirsin kendini/sınırlar çizgiler/çakıl taşları/dış düşmanlar/şizofreni/milliyetçilik……

Hırsını iktidarla tatmin eder/iktidar/iktidarla tatmin olur muhalefet/yok olma/yeniden başlayabilme ihtimali/fetvalarla engellenir/her şey kirlenir/okul sıralarında çocuklar/babalar anneler/patronlar/işçiler/marşlar şiirler/aşklar/öpücükler/tükettikçe/dişlerinde müthiş bir kürdan kamaşması/limoni/tuzlu/insan kanı/insanı sömürme gereksinimi/liberalizm/rekabet/devlet/yıkma isteği/zincir..şakırtısı……….

———————————————————

Güler Daha Zerreyken(tüm Hasta Tutuklulara Özgürlük)

Taradı saçlarımı kusursuzluk/ölümün sesinden /tıbbi bir teşhis/

Düştü zamana öylece/daha erkeniydi ölmenin/

F tipinde/çocuk yüzüne bulaşan kan/

Ve düştüğüm betonun kokusu/kan kokusu/genzim de/

Daha erkeniydi ölmenin/beden/Filistin askısında/yürekte/intifada/

Bedenimde sınanan devlet/falaka/

Tabanlarımda gidilmemiş memleket yolları/acılı/

Daha ülke kanserliyken/daha ben kanser olmamışken/

Daha güler/zerreyken/damlaya dönüşmemişken acılar/

Memleket cinayetin kıyısındayken/itilmemişken/

Bastı karanlık/elektrik gitmemiş köylerde/mekanik sesler ışıldadı/

Aydınlattı geceyi/bir devletin hükmü/zulmüydü/yasaldı/

Meşru ydu direnmek/her adil kitabın hükmüydü/

Direndik/vedalaştı zaman/esir olduk/mahkûm olmadık/

De şimdi bana/yüzümde ölümü gören baba/

Kaç helalleşme/baba kokusundan üstündür şimdi/

Kaç hukuk kitabı/senin vicdanından daha adildir/

Kaç af/kansere çaredir ki/

Kaç affedilen ölümden muaftır/

Kaç devlet bir evlat eder ki/

Bir cinayet tasarlandı/

Adli tıp kurumunun/3. ihtisas dairesinde

Ve bu bir suç duyurusudur/

Bu bir meydan okumadır/

Hukuku olmayan devletin/

hükmü’de yoktur/geçersizdir/

Af değil/adalet istiyoruz/

Ve sonra hesap……

—————————————————————-

Dört kere Kürt

Dört kere Kürt/çokça yalnızlık eder/epeyce zulüm/sağlamasız bir hayat/batıda linç/doğuda işkence/sınır ötesi yalnızlık/araya sıkışmış ben eder/ben eder dört kere Kürt/heder eder/beter eder
——————————————————————–
Bedenim ağır bir linç halinde/devlet kudretini sınıyor etimde/ey yalnızlığıyla yüzümü kapatan ağır Kürtlük halim/tekil halim/mazlum halim/yalnız halim/esmer halim/halsizliğim

Birkaç dil birden ele veriyor kimliğimi/bir dil bir asla insan etmiyor coğrafyamda/her dilde ayrı bir ölüm halindeyim/her dilin sözlüğünde/şaki bir insan haliyim/eşkıyayım/bölenim/yalnızım/tekilim/tekin değilim

Ey aşkları dörde bölen zaman/bir ülkenin doğu kesiminde kart kurt/bir ülkenin batı kesiminde ağır irani bir istila/bir ülkenin kuzey batısında kimliksiz/bir ülkenin ise kuzeyinde yaşayan/napalm ve kimyasal mağduruyum/kürdüm/mülteciyim/şikâyetçiyim

Dörde bölündü çığlığım/dört dilde milli marş/dört dilde milli bütünlük/dört dilde vatana sadakat/dört dilde asker/dört dilde Müslüman/dört dilde de kendime düşmanım/

Dörde bölündü bedenim/elim kesilse hissetmiyor öbür elim/gözlerim çıkarılsa/şükür halinde dilim/dilim koparılsa/alkışlar ellerim/ağır bir travma halindeyim/dört kat ağır yalnızlık/dört kat ağır müebbet/dört kardeşin zulmü altındayım/yalnızım/dört kere yalnızım…
———————————————————-

Dostum
Zamansız arsız çocuk seni…….
Düşlerim nerede…..
O ellerine bulaşan tenim…..
O sen diyen sesin..
Nerede,beni çağıran saçların…..
Sensin-çocukk,sensin bu sabah uyandığım
Koynumda sakladığım
ağzıma gelen bu şarabi tad..
aşk denklemi…
dostum….sensin

şu avucundaki uzun çizgi benim mesela..çene altındaki üç belirgin halka
kaşlarının arasındaki soru işareti….
Yaz diyeti…
Aşk illeti….
Sevişme cinneti…
Boynundaki morartı mesela.morartıda benim…
Benim…dostum,tamda bedeninde hissetiğin sancıyım…
Acıyım dostum…
Bir ülkeyi suretinde gören,bir çift gözüm…
Her sabah senle ovuşturduğum..
Senle yıkadığım..

Taptığım
Şükür ettiğim..
—————————————————————-

Big Bang

Bir zamana uyanmak/

Geniş ve sancılı bir zaman/

Her şeyin bir dokunuşta tüketildiği/

Tükettiğim zaman/ahir zaman/

Şimdi etini kurtlar yiyor/parayla düzen/düzenin/

Bir çöküş halinde şimdi/sürüncemedeki zaman/

Kamusal bir düşte/özel mülkiyet/özel mülki tatminde/

Sürüncemede şimdi zaman/ve bu senin son suskunluğun/

Satmak için üreten/ve hep tüketen/

Tükettikçe satan tüketen/tükenen/

Dur hele/

Az zaman sonra/bu kapitalist kerhanede/bedeni çürüyecek sermayenin/

Az zaman sonra liberal pezevenk/aşka mağlup olacak/

Aşk kazanacak/sen kazandığın zaman/

Yüzünü bir sabahla yıkayacaksın/

Bir b(aşka) uyanacaksın

Sürüncemede şimdi zaman/ve bu senin son suskunluğun/

Bu son/kâr zarar dökümün/bu son okul taksidin/son maaş çekin/

Bu son küfür amirden/şeften/devletten/

Dur hele/dur

Şenlenecek meydan/az sabır/gökkuşakları açacak/

Çeyizliklerden/düşlenmiş örgütlülükler çıkacak/

Gizli dokümanlar/senin mavi gözlerin kokacak/

Her ateşli bildiri/ateşli bir sevişme ertesinde yazılacak/

Dağlar taşlarlardan/hükümler silinecek/

Zagros/Everest/Fırat/Gediz/Nil/Arizona kardeş olacak/

Ben sana hoşça kal diyeceğim/ sen bana lamtu mire diyeceksin/

Ogni diyecek öteki /guhdari dıkım diyecek dünya/

Her dilde seveceğiz birbirimizi/ve aynı dilde sevişeceğiz/

Dur hele/dur

Sürüncemede şimdi zaman/ve bu senin son suskunluğun/

Az önce öldü büyük sermaye/ ve kâr zarar eşitlendi/

Az önce çatırdadı zaman/genişlemesi durdu evrenin/

Şimdi ikinci büyük patlama zamanı/

Az bir ön sevişmeden/hemen sonra/

Big bang/
————————————————————— Big

Anadolu

Öksüz tarihim
İstilalar yurdu
Acıyan yanlarım
Medeniyetler mezarlığı

Dinle
Toprağın adıyla dinle
Seni acının merkezinde unuttu kaderin
Hiçbiri senin için dövüşmedi
Toprağın emildi
Suyuna tükürüldü

Söyle unutulan bir dil ile söyle
Boğazındaki düğümler çözülsün
Yitik kelimelerini özledi düşler
Yiğit ve yitik küfürlerini
İşitsin düşman

Yaslı toprağım
Zalimin hışmına
Duyulan sabrım
Hala adınla başlıyorum hayata
Aşka senin adınla başlıyorum
Binyılların acısını taşıyan ellerimi
Toprağına sürüyorum

Ateşin ve güneşin kutsadığı toprak
Meyva ağacının hırsıza şefkati
Toprağın suya şehveti
Zarathuştranın yurdu
Cengaverin zırhındaki
Cevher

Gathalar,bölümler,ayetler
Her şey senden
Ama sana düşman
Nemrudun laneti gibi
Ademin son durağı
Homanın peşindeki derviş
Ölümsüzlük arayan keşiş
Feqiye tehran
Çelişkiler yurdu
Koca mezarlık
——————————————————————

neo klasizm veya faşizmin statiği

Yanımdan geçiyorsun/anlamsız bir rüzgarı peşinsıra taşıyarak benden almadığın rengini/demir pasıyla ovuyorum/esmerliğini koruyarak…..
Bir milletin vurulma meşruluğunu anımsatıyor sözlerin ve garip bir kuşatılmışlık sarıyor korkularımı/daimi bir Kürtlük içerisindeyim/ hiç para etmesede genlerim/ en üstün nağmeler peşindeyim/, ve arabeskçe,her daim hüzünlere gebeyim

Kimsenin sahiplenmediği yasak bir kitaba/önsöz oluyorum/kapağıyla örtüyorum üzerimi/gizleniyorum/yurdum şiirleri okuyor çocuklar/potansiyel bir günahı yüzlerinde taşıyarak/çocukların isimlerinden tiksiniyor öğretmenleri geceleri rüyalarında hiç ölmeyen biyonik adamlara dönüyor öğretmenler….. hiç zarar görmeden/temizliyorlar isminden küçük çocukları/…..müdür odasında cetvelle dövülüyor çocukluğum/kenarın korkusunu taşıyorum üzerimde/ve her isyan türküsüyle/şehre yöneliyorum/

Otlu peynirimi gizliyorum ekmeğimin arasında / Doyum kadar yakın görünüyor utanç bana/….oysa sensin beni intiharlara taşıyan,ölüm lanet gibi çöküyor,haset duyduğum kentlere,makyajı akıyor şehirlerin,gökdelenlerin gölgeleri kayboluyor…..

Sokak köpekleri elektrik kablolarıyla boğuluyor,herkesin dilinde köye dönüş hikayeleri,kirletilmemiş yerler, çakıl taşları, yemyeşil hayaller….

Oysa kapkaç yapılacak bir çanta gibi asılıyım omuzlarında/ellerim boğazında sana çılgınca kendimi anlatmaya çalışıyorum/kızararak ve bundan hiç hoşlanmayarak/seninle şemamme oynamak istiyorum/daha saçma bir şeyler daha…

Bir yevmiyede kayboluyor insanlığım/ şükür / itaat/ eyvallah/…ve en ufak bir sarsıntıda yıkılıyor/neo klasik yanlarım/….bir mimari sözcüğü daha kirletiyorum/gecekonduda ve çığlık çığlığa…

Resmi tarih gibi duruyorsun karşımda/yalancı yalancı sırıtıyorsun/hırstan tırnaklarımla yüzümü yırtıyorum/dörde bölüyorum yüzümü/defakto bir hale bürünüyor çehrem/Vatanım/…zorluyorum/zorluyorum denize ulaşamıyorum.

Zamansız bir astım gibi, engelliyorsun, havadan payımı…

Bu olmamalı diyorum / Ve her terk edişte, uğurlanan ve unutulan oluyorum… Boynu bükük hüzünler taşıyan,senden azalan ve yavaş yavaş havaya karışan…

Bazen şansa dair bir şeyler mırıldanıyorum, babasının adıyla anılan çocuklar kesiyor yolumu ve bütün göçlerin yolu kedere uğruyor, şaşırmıyor değilim….Köyleri eski isimleriyle arıyorum, daha az modern/ daha çok yitilmiş/itilmiş insanlara gidiyorum,bir kan davası,bir ölümü daha kutsuyorum…

Tarihsiz isimsiz kalanların,sana gücü yetmez…Senin adına kendinden öç alır/lar/acıların en büyüğünü yaşarlar, kan içinde debelenirler, kan bile bir davaya dönüşür…haber bültenlerin töre cesetleri sergilenir cangıl cangıl,senin acımanı beklerler,sen dur diyene,veya sana sıçrayana kadar ölüm veya onlara isimleriyle seslenmeni emreden bir ayetle karşılaşana dek.

Merhametin terk ettiği yüzler, acıma hislerini aldıran adamlar yargılıyor beni veya alkışlıyorlar, bir bilince sıkışıyorum,küçük bir kalkışma geçiyor içimden herkes hakkettiğine kavuşana kadar gizliyorum çığlığımı…

o çığlık, çığlık ki boğulma veya boğazlanma hisleri uyandıran daha çok ölümi, gülme ve ağlamaya benzemeyen tuhaf bir dağlı dili,Kürtçeden daha yitik….

Bir istasyonda bekliyorum herkes gibi,elimde bir bilet,biletin parası ödenmiş,bir yerlere gidecekmiş gibi davranıyorum,trene biniyorum,cam kenarında gözlerim saatte bir yerlere yetişecekmiş gibi yapıyorum, bir terk eden karaktere dönüşüyorum, yüzüme hüzün çekmeye çalışıyorum,beceremiyorum….

Uluorta ağlamalı diyorum, bunu mutlaka yapmalı/ölmeden evvel/ bir hanedan varisi……..kendini kasmadan tüm duyular uyanmışken,severken veya sevilirken veya herhangi bir duyguyu yaşarken, mutlaka ağlamalı,kimseye aldırmadan, kimseye bakmadan ağlamalı…ki hüzünde yakışmalı yüzüne.

Faşizme anlam yükleyen adamlar seğiriyor gözümde,bir öfkeyle kesiyorum soluğumu, çılgınca sokağa çıkıyorum, içimde ciğerlerimi patlatmak isteyen bir koşma hissi, alnıma düşen her tutam saçımı yoluyorum, tenimden akan her damla ter, kirlenmişlik hissi uyandırıyor içimde, içim kanıyor ve senin görmen için yüzümü yırtıyorum/tekrar/ çok iyi bildiğim kentlerde kayboluyorum, uluorta terk ediyor beni düşlerim, basit bir kelimeye dönüşüyor adım, kaybolma korkusunu gizlemeye çalışıyorum, başaramıyorum…

Hayata seninle başlıyorum, çaresizlik… Bir dilin etki alanı içinde değilim,hiç olmamak!

Hiç olmamak,bir kurala dönüşüyor, Ödünç taşıyorum bedenlerimizi ve bu bana bir külfet getirmiyor / Hayat basit bir çabaya dönüşüyor ve bunun için çaba bile harcamaya değmiyor,

Bıraktığım yerde öylece duruyorum,yanımda paslanmış yüzümü tanımamazlıktan gelerek, ki aynaların icat olmadığı tarihler,takvimden habersiz zamandan’dan bihaber / Yüzünü/hüznümü/ tanımayan adamlar dökülüyor rüyalarımdan habersiz, ruhları terk ederken bedenlerini,vücut bir istiladan kurtulmanın sarsıntısında istihap haddini aşıyor zaman,iki kelama hasret kalmış bir müebbet taşıyorum sana, ki sen bir sürprizin heyecanını taşıyorsun,umurumda olmadan…
Ne kadar küçük o kadar yorgun adamlar düşüyor yollara,irin hayaller akıyor bedenlerinden bir başkentte / faşizm / taşıyorlar, küçük çocuklardan habersiz, öfkelerinden / gizlenmiş bir azınlığın elleriyle tokalaşıyorum artık, kafa tokuşuyor düşman ve hiçliklerini sarkık bıyıklarıyla gizlemeye çalışıyorlar.

Faşizm diyorum, saldırgana kendi gözleriyle bakmak farz sayılabilir, canını acıtmak vacip, gülümsemek haram/olabilir/

Diş ete değdiği an lanet gerçekleşir işte, kendine sahip olur adamlar,ırzlarını sergilerler gölgelerini tanımamazdan gelerek…soludukları havayı çalar gibi içime çekerim bir banknota hapsederim tarihi ve herkes oturup bir şanlı tarih yazmaya çalışır,tarihler çatışır,sınırlar çatışır,insan çatışır ve unutur insan,toprak yapay çizgileri reddeder,çizgiler sadece kafalarda ve haritalarda olur ve o haritalar kağıttan yapılır ve kolay yırtılır.
Meteorolojik bir yanılma sanıyorum üzerimdeki baskıyı bir sisteme yüklenmiş günahların masumiyetini savunuyorum,ulu orta hiçbir yere methiyeler düzüyorum Olmayan bir memleketin adaletine öykünüyorum ve hep kaybedecek yerde başlıyorum hayata,bunu dert etmiyorum Manidar bir küfür geçiyor içimden,sırt üstü uzanıp tokluğun tiksintisini hissediyorum,sınırları düşünüyorum içim bulanıyor,kusuyorum.

Faşizm hayatın toplamıdır Matematik mesela Bir hesabın içinde yapayalnızım,kerat cetvelinde çarpılan,bölünen en sonunda çıkarılanım,yası tutulmayan yalnızlıklar,iğreti bir meshebin orta yerindeyim Bedenin hislerinden uzak paylaşmadığım bir hayatın,zulmü altındayım Bir sürgünü seviyorum birde bağcıksız ayakkabıları,aynadaki yüzümü tanımamazlıktan geliyorum,oynadığım karakterden uzak duruyorum,bir yemeğin tadında arıyorum kendimi,bir ezgi gibi içime akıyor yaşam,duraksıyorum ve bunu asırlardır yapıyorum,eksile eksile yaşıyorum ne azalıyor nede çoğalıyorum Elektriksiz bir köyün şükrüne kızıyorum,zozanlarda çobanlara,köylerde çocuklara Aynada kendime kızıyorum,bir sabahın erkenini özlüyorum,yemeğin keledoşunu tanıdığın sesini,sloganları,sloganları,sloganları…….

Bugün sana kendimi taşıyorum,kaygılarımı sıyırıp bedenimden,küçük bir çatlaktan sızacakmış gibi,bir yerlerden içine akacak,bir kor halinde,kendimi sana taşıyorum,senin ellerinle kesmek için soluğumu. Bir aydınlık çağırıyor beni,küçük bir kimliğe sıkışıyor adım,bir adam upuzun yatıyor kaldırımda,akrep yelkovanı özlüyor içimde tuhaf bir öldürüle bilme olasılığıyla,kulaklarımı küçük coğrafi yalanlara kapatıyorum. Akrebin düşü gerçekleşiyor,nedense terk eden hep yelkovan oluyor,akrebin hatrı kalıyor kolumda,tuhaf bir üşüme hissiyle.
Darmadağın kılıyorum sokakları,her köşeden adını sesleniyorlar bana,küçük bir düş iliştiriyorum rüyalarıma,yerde yatan adamın hatırına.
Bazenlere takılıyorum küçük bir gayrimeşru düş görüyorum Ellerime bakıyorum,gözlerimi iliştiriyorum ellerime ve yüzüme,insanım ben su içtiğim bardağın hatrı kalıyor sanki üzerimde tuhaf bir üşüme çekiyor beni içine Ve nihayetinde insanım ben bir ayakkabı giymişliğim var tabanlarından su alan Kimliğimin en düşkün hali en çaresiz yakalanışım,yüzükoyun çırılçıplak,herkesi bir yerlerinden acıtarak Öksüz bir yaşlanmanın tam orta yerindeyim sanki,tuhaf yanılgılar içindeyim ki yanılgılar sadece bana has değil,dönemsel bir devinim ,tarihin tekerrürü veya bilmem ne. tarih nedir ki,yaşadığımız hayat gerçekmi,içtiğimiz su soluduğumuz hava çektiğimiz of gerçekmi,yerçekimi mesela,fıkralar gerçekmi,birzamanlar gerçekten çocuk oldukmu,çocukluğum gerçekmi,çektiğimiz hava,ölüm mevsimleri gerçekmi,borsa tahviller,senet hayatlar gasp tarihleri gerçek mi,tuzdan aldığım tad,buzdan aldığım titreme gerçek mi,gerçek veya değil boğazımda düğümlenen ağlama hırsı,damarlarımda akan kimlik,arkamdaki gölge,kronik bir hastalık gibi duruyor içimde,gerçek veya yanılsama,veya derin bir uyuma hali,tırnaklarımdaki kanlı tenden sorumluyum,bir filozofun ölüm anı gibi zaman,küçük düşler görmek istiyor zihin,küçük yeşillikler içinde bir düş,veyahut bir doktorun kendine bir türlü koyamadığı kanser şüphesiyle yalvar yakar dua hali,tendürdiyotsuz,kalabalık,gürültülü,bir cennet istemi, ah,sanki birazdan doğacakmış gibi güneş,birazdan tenimden arınacakmış gibi uyku.

Zihnimi karıştıran sokak isimleri gibi duruyorsun karşımda,unutma her an gidebilirim,unutuşun tam orta yerinde duruyorum ve ağlamaklıyım bir göçün bütün kirlerini taşıyorum üzerimde yüreğimin tam orta yerinde bir o yandan bir bu yana,her an çıkacak bir isyanın potansiyel şüphelisiyim.

Zihnimi buran,uyduruk dağ isimleri gibi duruyorsun karşımda,tuhaf bir istila halindesin Ben ki sınır dışı bir mülteciliğin tam orta yerinde duruyorum,acımı anlaman için kendime kıyıyorum,senden öç alır gibi,sana kıyar gibi kendime kıyıyorum. Bir kaçışın orta yerinde öylece,ağızda gevelenen anlaşılmaz bir cümle gibi öylece…. Neo klasizm ve faşizmin statiği,küçük bir şiir bir anıt mezarın orta yerinde,anıt mezar beşbin yıllık,geldik işte buradayız diyor,bu geniş ovanın tam orta yerinde küpler dolusu zeytin yağımız nehirlerce balımız,kadınlara takılı altınlarımız var,düşmanlarımızı,fruhprasklıyaları yendik,buradayız,ben zxatorun oğlu bdfasor asil bdfasor,döğüş meydanlarında bileği bükülemeyen,tanrı bhrkranın ışığını taşıyan,ölümsüz bdfasor. İşte anıt mezarın tam üstünde duruyorum,istilanın kibri ayaklarımın altında,anıt mezarın işlemeleri ve yazılarını işleyen ustanın korkaklığı ayaklarımın altında işte tam altımda duruyor,fruhprasklıyaların o parlayan öfkesiyle anıt mezarın tamda üzerindeyim. Cesaretini mülteci gözükaralığından alan yanlarım,yabancı bir dilin içinde kayboluyor,kamyon kasalarında sığınacak bir ülke hayaliyle,binlerce kilometre bir denizin orta yerinde terk ediliyorum,boğuluyorum,insan hakları evrensel beyannamesi hayaliyle…..çığlığıyla… oysa tanıyorum ben seni kendi yazdığın bir tarihin kahramanısın olabildiğince abartılı,olabildiğince adil,olabildiğince cesur……. oysa parmak izlerin hal duruyor çalınan tarihimin üstünde,talanının tanıkları seni teşhis edebilir,istim üzerindesin,isttim bile seni taşımayabilir… sen olmayan şey isimsiz muhatab,beyaz taşlarla santranca başlayan,başlangıc hamlesine sahip,öncelikli,muktedir,kitabi,mukaddes muhafazakar,faşist,gölgemi bile sahiplenen ardıl,gerici…..
bilesin gecenin buğusu çekiyor beni onun hatrına erteliyorum seni,boğulana kadar mutlu olasım geliyor,bulunduğum yerde,burada ,çırılçıplak,küçük hayallarimi erteledim,bu gecenin orta yerinde sebepsizce mutlu olmayı öneriyorum kendime,ölümün hemen yanında,bana bırakılan vasiyetleri kapatıp,aynada şöyle bir kendime bakıp uzanıp öylece kalmak istiyorun,zamanı duraklatıp,herşeyi öylece bırakıp,mutlu olmak,mut…mutlaka….. bir tehcirden çok çektim birde sınır ötesi tehditlerden,kıyımı saymıyorum bile,küçük bir çocuğun aşağılanmasını yazarmı tarih ya onarılmaz yaralarını,dövülmelerini saymıyorum bile,pantolon gömlek bedenlerini bilmeyen kuşak ah o geçiş dönemi o iğrendiren hız o tüketim coğrafyası,koca bir sistematik kıyımın orta yerindeyim,küresel ısınma,küresel ısınma,gecekondu,fetişizm,faşizm…….. zaman okadar hızlı ki gayrımeşru dönemin ortasına kürtajla düşmüş bir cenin gibi insan,göbek bağıyla kendini boğmaya çalışan,bu tüketim sefaletinin orta yerinde devrik bir cümle gibi ki türkçe eklemeli bir dildir,bir kökten onlarca eklemeli sözcük türetlebilir ve bu sözcüklerin hepside kendini kök sanabilir,köksüz…..kanamasız.. sana avunasın diye kestiğim tırnaklarımı bırakıyorum,yüzünü kanatasın diye her isyan halinde,ki isyanı siyasi bir anlamdan yoksun kullanıyorum,daha çok antisosyal psikopat …… sen gürültülü televizyon ekranlarından üstüme bulaşır gibi oluyorsun,bir temizlik reklamında arıyorum çözümü ki problem çözümden değerlidir,problem kutsal çözüm ise bölücü,şakii…kürd.. Enel hak diyen hallacı mansurun kendine faydasız meşhurluğunu düşünüyorum ansızın,sebepsizce,derisi yüzülen mansurun,daha kameralar yokken,medya piçlerini yaratmamışken….enel hak diyen mansurun sözlerini anlamaya çalışıyor insanlar,bense acısını yaşıyorum veya ömer hayyamın yalnız ölümünü yaşıyorum,evet küçüldü dünya ve küçüldü insan….ne hak aldım nede betal kaldım,enel hak mansurum enel hak….

çetin yılmazzarok

Yorumlar kapatıldı.