Ne bekliyorsunuz?

Cezaevlerinde elli güne yaklaşan açlık grevleri kritik eşikte, talep;  Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecritin kaldırılması ve anadil de eğitim talebi…

Hükümet, Abdullah Öcalan’a uyguladığı tecride hiçbir hukuki gerekçe bulamıyor, tek uydurduğu mazaret avukatlarının görüşme talebine verdiği “koster bozuk” ve dört mevsim “hava muhale
feti” yalanı, tecritle insan haklarını ihlal ediyor ve bunun bilincinde, tecridi kaldırmak Erdoğan’ın bir telefonu’na bakıyor, Erdoğan umursamıyor.

Anadilde eğitim talebi ise, yaşadığımız dönemde kimsenin karşısında duramayacağı “temel bir hak” AKP’nin bu hakkı 2023’e kadar yayma ve geçiştirme planına bakmayın, AKP uzun süre bu talebin karşısında duramaz, duramayacaktır, zaten Adalet bakanı’nın cezaevi ziyareti sonrası açıkladığı “Anadilde eğitim, 2023 vizyonumuzda var” açıklaması, bu baskı ve sıkışmışlığın sonucu.

İşin doğrusu bu iki talep, Cezaevleri’ndeki siyasi tutsakların değil, dışarı’daki milyonların önceliği, siyasi tutsakların önceliği ise “özgürlük” 
Siyasi tutsaklar, sıkışan, suskun kalan kitlelere onların taleplerini kendi bedenlerini feda ederek hatırlatıyorlar, dışarıdakilere düşen ise onların taleplerini-önceliklerini sahiplemek ve bunun peşini bırakmamak…

“Ölüm Orucundaki Beden Neler Yaşar?

Açlık grevlerinin ilk günleri oldukça zorlu geçer. Vücut kendisini açlığa ayarlarken zorlar insanı. Kusanlar, başı ağrıyanlar, başı aşırı dönenler olur. Genellikle ilk üç günden sonra alışır beden. Uzun süreli açlık grevlerinde ve ölüm oruçlarında 20’li günlerden sonra zorluklar geri gelmeye başlar. 30’lu günlerle beraber beden zayıf düşmeye başlar. Hareketler yavaşlar, baş dönmeleri artar. İçtiğin su ve eğer yapılan açlık grevi “menü”sünde varsa çay ve limonata tat vermemeye başlar, hatta mideni bulandırır.

Çok yavaş da olsa düzenli bir şekilde kilo vermeye devam edersin. Çünkü açlık grevinde en yoğun kilo verilen günler genellikle ilk günlerdir. 30’lu günlerle beraber tekrar ve düzenli kilo veriş başlar. 40’lı günler ise artık eşiktir.

Doktorlar bilir; açlık grevlerinde önce vücuttaki yağlar enerji kaynağıdır ve ilk olarak onlar gider. Sonra sıra kaslara gelir. Kaslar erimeye başlar. Vücut yeterince enerji üretemediğinden 40’lı günlerde ise organlar iflas etmeye başlar. Vücut gerekli olan enerjiyi beyinden sağlamaya başlamıştır artık. İşte Wernicke Korsakoff diye bilinen hastalığın ölüm oruçlarındaki seyri de budur. Önce beden sonra bedenle beraber organlar ve beyin tükenir. Artık geri dönülemez noktaya gelindiğinde ise bedende ve beyinde hasarlar kalır. Kimileri ömürlerinin geri kalanı boyunca denge problemi yaşar ve yürüyemez, kimileri ise bedensel problemlerin yanı sıra zihinsel problemler yaşar son 10 yılını hatırlayamaz mesela…”

Uzun süre cezaevinde kalan Seyid Fırat’ın açlık grevlerine ilişkin bu tespitleri, geç kaldığımızın resmidir. Açlık grevlerinin sonlanması halinde bile kritik eşiği aşan tutsaklar, bizim için talep ettikleri “hakkı” bedenlerinde kalıcı olarak taşıyacaklar, bunu hak etmiyor(uz)lar.

Ne bekleniyor?

Kabul edilebilir talepler için kim ne bekliyor? Hükümet kendi sorumluluğunu BDP’ye yıkma peşinde, BDP yine çeşitli çevreler tarafında günah keçisi ilan edildi bile…

BDP, inkar, imha ve asimilasyon politikaları, uygulanan vahşet sonucu uzun yıllar önce başlayan savaşı bitirme çabasında, başlatan değil, başlamasından sorumlu değil, fakat İkdidar ve onun medyası yüzünden günah keçisi ilan ediliyor.

Açlık grevlerine ilişkin, söz konusu tecridi uygulayan değil, anadil talebini savsaklayan değil, bunun sonucu tutsakların başlattığı eylemin başlatanı ve onaylayanı değil, açlık grevlerinin sonlanması için yırtınıyor, çare değil, “fakat suçlu, günah keçisi”

Kaç gündür açlık grevlerinin görünür olabilmesi adına, çözüme yönelik mitingler, basın açıklamaları, dışarı da açlık grevleri yapılıyor, iktidar ve medyası üç maymunu oynuyor, eylemler Kürdün Kürde propagandası’ndan başka bir işe yaramıyor.

İktidar öç alır gibi, kalıcı hasarların oluşacağı bedenler bilincini yitirdiğinde müdahaleyi bekliyor, Diyarbakır başsavcı vekili’nin Anf’ye düşen mahkumlara yönelik sözleri hükümetin niyetini özetliyor, “Açlık grevinde olmanızın bizim için hiçbir önemi yok, bilincinizi kaybedince size müdahale edeceğiz”

Hükümet ikinci bir Roboski peşinde, bedenlerde kalıcı hasarlar oluştu bile, şu saatte taleplerin kabul edilip eylemin sonlandırılması halinde bile bu kadar beklemiş olmak bile suçtur.

Ne bekleniyor? Neyi bekliyorsunuz?

Eylemleri ve talepleri anlamakla birlikte, Dışarıdaki milyonlarca Kürdün suskunluğuna, Türk halkının büyük bir kısmının duyması halinde bile maalesef kayıtsız kalacağı bu duruma, iktidar ve muhalefetin ölümleri onaylar tavrına rağmen tutsakların bedenleriyle bana sundukları şeyi şahsen hak etmiyor ve reddediyorum…

Kürt siyasi kadrolardan, süreci iştahla izleyen, siyasi tutsakların bir tırnağı bile olamayacak taşeronlardan adım beklemek yerine, açlık grevlerini sonlandırmak için ricacı olmalarını talep ediyorum, akabinde, siyasi tutsakların özgürlüğü dahil, talepleri devralarak-genişleterek sokağa taşımalarını…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s