Kartepe şahsında Medya sirkinin soytarılarına birkaç soru

“Bu son olay hem bu terör eylemlerine kalkışırken medyayı cepte keklik görenlere, hem de hâlâ medya sirkinin soytarılığına soyunanlara iyi ders olur” Cüneyt Özdemir

Üstteki yazı Cüneyt özdemir’in kartepe gemisinin kaçırılış ertesinde kaleme aldığı …son dakikalar nasıl kaldırıldı başlıklı yazısından bir bölüm, şöyle yazıya başlamıştı Özdemir, sivillere yönelik eylemlere giderken aklında medyayı çatır çatır kullanırım diye düşünenlerin de artık o devrin bittiğini bilmesi gerekiyor….
Oysa gemi kaçırıldığı anda twitter’da “kaçırılan Deniz otobüsünde bu yazıyı okuyan varsa canlı yayına alayım” diyordu, neyse meselemiz Özdemir “halleri” değil…

“Medya güçlü bir ahlâki (etik) temel üstünde yükseliyorsa, kamuoyu oluşturmak gibi ‘kuşkulu’ bir hedefe değil, kamuoyunun özgürce oluşmasına katkıda bulunmaya yönelir.”1


Mesele iktidarların pervasızlığına ortak olan medyanın toplumu “bilinçsizce” uçuruma sürüklemesi ve bundan zevk almasıdır…

1990’lı yıllara rahmet okutacak kanlı bir sürece girerken bilindiği üzere Öcalan yüz günü aşkın süredir avukatlarıyla görüştürülmüyor, Devlet bilinçli bir tecrit izolasyon uyguluyor, tecrit başladığında yükselen tepkiler en son binlerce İnsan’ın Gemlik yürüyüşüyle durumu protesto etmek için yollara dökülmesiyle sonuçlandı, olağan üstü güvenlik önlemleri ve gözaltılar yürüyüşü engelledi. Öncesinde başta Bdp olmak üzere birçok kesimin durumun vahametine karşı onlarca açıklaması… Hiçbir şey İktidarın bu tecridi kaldırmasına yetmedi…
Medya bu tehlikeli süreci, Bdp provokasyonu, kalkışma başlıklarıyla gizlemeye çalıştı, olayın nedenine dair “aklı başında” tek bir haber bile geçmedi.

En son Kartepe deniz otobüsü kaçırıldığında olayın seyri değişmeye başladı, gemi kaçırıldıktan kısa bir süre Rotasını İmralıya çevirdiğine dair bilgiler uçuşmaya başladı, muhtemelen de öyleydi, eylemcinin Öcalanı kaçırması mümkün olmayacağına göre, beli ki eylem Öcalan’ın tecridini duyurmayı hedefliyordu…
Medya “talimatla” sansür uygulamaya başladığı anda eylem bitmişti, eylem gemiye girilip eylemcinin “infazıyla” sonuçlandı…

Peki, Medya’nın bir Mahkûma yapılan tecridi protesto etmeyi amaçlayan bir eylemi duyurmasının ne gibi sakıncaları var?
Bunu duyurmamasının topluma katkısı nedir?

PKK tecridi protesto etmek dışında bir sonuç alamayacağı bir eylem için bir elemanını neden feda etti?

Yüz günü aşkın süredir süren tecrit süresince adım adım yükselen tepkilerin ulaştığı son nokta gemi kaçırma eylemi midir?

Medya uyguladığı sansür-sonuç ile eylemin başka bir evreye geçmesine katkı sunmuş mudur?

Bir mahkûma(sistematik olarak birçok mahkûma) uygulanan tecrid(ler)i, eylem, miting, basın açıklaması ve tepkilere dahi gerek kalmadan meslek ilkeleri ve habercilik açısından işlemesi gereken Medya’nın böbürlenerek sansür uygulaması(belki de eylemcinin ölümüne neden olması) doğrumudur?

Süreç….Basın açıklamaları, yürüyüşler, gemlikte miting, gemi eylemiyle sonuçlandı.Bu eylemin İmralı Tecridi konusunda İktidardan umudunu kesen Pkk’nin Medya aracılığıyla son bir girişimi olabilir mi?

Medya’nın Sansür tavrı, adım adım yükselen, sertleşen, değişen eylemler kanlı bir noktaya evirir mi?
Böyle bir durumda medya “önlenebilecek” bir durumun(ölümlerin) yaratıcısı-sorumlusu olmayacak mı?…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s