VE MEDYADIR ONLARIN OROSPULARI

Başlık 1968’in Anarşist müzisyeni Fransız Renaud’un lolita lolita isimli çocuklara umut şarkısından, bir piramidi özetler şarkı…

En altta en büyük ve en güçlü halk yani ezilenler, yani proletarya/Sonra askerler “Korurlar onlar devleti kanunu/Mülkiyet/Ve çiğnerler senin haklarını.” Bir üst tabaka ruhban sınıfı. En üstte de krallar. “Öyle bir yasa yaparlar ki/Sen hep kalırsın en altta/Ve medyadır da onların orospuları.”…

Lolita lolita devir Piramidi…(Bkz Ragıp Duran, Apoletli medya sayfa 77)

“En güzeli simsiyah olanı da olsa/Nefret ederim bütün bayraklardan” Renaud.

Ragıp Duranın 1996’da basılan Apoletli medya kitabını tekrar okurken, Ragıp hocanın o gün iç yüzünü deşifre etmeye çalıştığı medyayı, meslek ilkeleri o mesleğin ahlak ve vicdan kuralları çerçevesinde dünya örnekleriyle karşılaştırarak değerlendirdiği görülür, oysa bu gün apaçık ortadadır ki Türk medyasının meslek ilkeleri ve Ahlakı yoktur, tabii oldukları kesimlere ait kesin yükümlülükleri vardır, onlar gazeteci değildirler, Ragıp hocanın yanıldığını sandığım şey budur, ait oldukları Jitem, Mit, genelkurmay, CIA, hükümet ve çetelere karşı yükümlülükleri vardır, Gazeteciliğe, meslek etiğine ve halka değil, kitleleri tetikçilik yaptıkları kesimler adına yanıltma, kışkırtma, çatıştırmakla yükümlüdürler, halka hesap vermek gibi bir kaygıları yoktur, halk onları besleyen “şeydir”…

Var olduğundan beridir Türk medyasının hesap verme gibi bir kaygısı olmadığı için, ar damarı da yoktur, utanması da, Ahlakı da. İhbarlarla, Andıçlarla, Provokasyonlarla, hedef göstermelerle, yağmalara, linçlere ve cinayetlere sebep olmuşlardır, kimseye hesap vermemişlerdir, sorgulanmamış ve yargılanmamışlardır.

Dünyanın birçok yerinde, Medyayı denetlemeye çalışan sivil toplum örgütleri ve farklı kurumlar bulunur, bu sivil toplum kuruluşları kendilerini Medyanın yanlışlarını teşhir etmekle sorumlu hissederler, bu kurumlar farklı bir konuda belli medya gruplarının olaya bakış açılarını irdelerler, farklı kesimler hakkındaki haber istatistikleri karşılaştırılır ve medya organının rengi deşifre edilmeye çalışılır.

Bu araştırma ülkemizde yapılsa ve örneğin son bir yılda Gazetelerin Kürt meselesinde taraflara bakış açısı hakkında bir araştırma yapılsa, Medyanın Emek ve Sermaye haberleri incelense, Medyanın kendini konumlandırdığı karşı taraf(Kürtler, Sosyalistler, Emekçiler, Aleviler vs) hakkındaki olumlu tarafsız haberlerinin dökümü yapılsa, eminim ki bir yıllık yayınlarıyla, bir Kentin kanalizasyon şebekesini doldurup taşırmaya yetecek kadar “büyük” olan Türk Medyasının gazetelerinde karşıtın sesi, birkaç santim haberi bulmaz bile, televizyonları saymıyorum bile…

Türk medyasının tetikçiliğine en güzel örnekleri son bir ayda birkaç kez yaşadık aslında.

Ağır provokasyon ve toplumu çatıştırmaya yönelik söylemleri havalarda uçuştu, tutmadı.

İlki, bil cümle tetikçilerin ve Uğur Dündar’ın ağzını yaya yaya iç savaşa çağrı yaptıkları haberdi “Mersin de Kürtçe şarkı isteği yerine getirilmeyen adam sanatçıyı öldürdü” birkaç gün bu “boklu” sakız Türk medyası tarafından çiğnendi, oysa Öldürülen kişi Demokrat bir insandı ve repertuarındaki şarkıların yarısı zaten Kürtçeydi ve zaten olay Kürtçe yüzündende çıkmamıştı, morg önünde sergilenmeye çalışılan ırkçı kalkışma, müzisyenin Ailesi tarafından engellenip, Medyanın bir iç savaş denemesi de engellenmiş oldu, olaydan sonra kimse Medyadan hesap sormadı, soramadı, medya utanmadı…

İkinci olay ilginçtir, Aleviler ağır katliama uğradıkları Maraş’ta anmalarını yapmak için oraya gittiler, Aleviler binlerce yıllık yurtlarında düşman muamelesi gördüler, meydanda onları bekleyen, it, kopuk ve Faşistler, yeni katliamlara hazır olduklarının sinyalini verdiler, yeni görevi Kürt ve Alevileri ayrıştırmak ve çatıştırmak olan Türk medyası bu olaya yer vermedi (misinformation) Alevilere saldırmak için organize olan Faşistleri es geçerek, onları örtülü olarak destekledi.

Maraş’ta Alevilere saldırmak için organize edilen ve kimlikleri açık, onları örgütleyenlerin belli olduğu yüzlerce Faşisti görmezden gelerek onaylayan Türk medyası, İstanbul da kar maskesi takıp bir Cem evinin camlarını taşlarla kıran kimliği meçhul saldırgan birkaç kişinin provokasyonunu, hemen altyazı ve Flash haberlerle Kürt Alevi çatışmasına sürüklemeye çalışmayı ihmal etmedi, Ana haber bültenlerinde Alevileri “gaza” getirip Kürtlere karşı kışkırtmayı utanmazlığını birkaç gün sürdürdü, olaya birde aslında hiç yaşanmamış bir bayrak indirme meselesini de ekleyerek olayı alevlendirmek ve katliama yol açmak için var gücüyle çalıştı, hatta Cem evinin önünde o mahallede oturmayan kimliği meçhul kişileri(muhtemelen Maraş ta ki faşistlerin kardeşleridirler) toplayıp Kürtlere küfrettirmeyi de ihmal etmedi.

Tüm Kürt kurumlarının olaya tepki vermesi ve Bazı Alevi örgütlerinin provokasyonun farkına varması sonucu provokasyon engellenmiş oldu, işin ilginci Kürtlerle Alevileri çatıştırmak kadar ahmakça bir provokasyon biçimi ve olayın Alevi ve Kürt çatışması olarak adlandırılması kadar saçma sapan bir tanımlama olmaz, olamaz, bunu ağızlarında ıslatanlar Ahmaklardan başka bir kimseler değillerdir. Zira Alevilik Kürtlerin bir kısmının da sahip olduğu bir inanç biçimidir, Kürtlük bir halkı tanımalar, bir inancı değil, Kürt halkı bünyesinde farklı inanç biçimlerine mensup milyonlarca insanı barındırır, (Ezidiler, Aleviler vs.) böyle bir çatışma yaşanması halinde bile olay, Kürt Alevi çatışması olarak tanımlanmaz, inanç çatışması olarak tanımlanır.

Sivas ta içinde Kürt aydınlarında bulunduğu oteli yakan Faşistleri “Türkler Alevileri yaktı” diye tanımlamayanlar, Çorumda Alevilere saldıranları “Türk” saymayanlar, Maraş katliamını yapanların Kimlikleri belirgin bir şekilde Türkçü, Turancı olmasına rağmen onları “Türk” görmeyenler, Gazi’de kahveleri tarayıp insanları katleden Devletin “Türklerini” görmezden gelenler, olayı Sünni ve Alevi çatışması olarak yansıtanlar, konu Kürtlere vurmak olunca, kimlikleri meçhul, yüzleri kar maskeleriyle örtülü tanımsız insanların Cem evine saldırısını Kürtlerin saldırısı olarak yansıtması utanç verici falanda değildir, Renaud’un dediği gibi Orospuluktur…

De hadi lolita, devirelim Piramidi…

Çetin Yılmaz
icdalasi@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s