SÖZ KONUSU KÜRTLER İSE, ŞEREFSİZLİK TEFERUATTIR


İSMET İNÖNÜ ŞARK ROPURU

” * Kürtlerin şehirlere yerleşmesi engellenmelidir.

* Kürtlerin etkisini azaltmak için Karadenizden buraya muhacirler getirilmelidir. Örneğin Van’a yerleştirilen Karadenizli Türklerden söz ederek onların memnun edilmelerinin sağlanmasını ister. Böylece diğer muhacirlerin Kürt bölgelerine gelmeleri kolaylaştırılmalıdır.

* Türk ve Kürt şehirleri olarak ayırdığı mıntıkalar ayrı şekillerde hizmet almalıdır.

* Kürtlerin bulunduğu yerlerde henüz okul açılmamalı, açılacaksa Türkler için okul açılmalıdır, ikinci planda Kürtleşmiş fakat Türkçe’yi çok daha çabuk öğrenebilecek yerlerde açılmalıdır.

* Fransız ve diğer ülkelere karşı Mardin, Urfa ve Hakkari gibi sınır bölgelerinde iyi bir idare kurulmalıdır.

* Boşaltılmış olan Ermeni köylerine Kürtlerin yerleşmesi engellenmelidir.

* Kürt bölgesi, nüfusu bakımından kalabalık olmasına rağmen, ülkeye kalabalığı oranında katkı sunmamaktadır. Bundan dolayı yeraltı zenginliklerinin (petrol, linyit) daha çok nasıl kullanılabileceği araştırılmalıdır.

* Bölgede trahom ve cüzzam (sadece Kars’ta bin dolayında cüzzamlı var) hastalıkları çok yaygındır.

* Kürtler asimile edilmelidir. Kürt çekim kuvvetine karşılık Türk merkezleri oluşturulmalıdır.

* Kürdistan coğrafyası şimendifer (tren) hattı ile kontrol altında tutulmalı.

* Dersim’e müdahale edilmeli.

* Kaçakçılığın önüne geçilmeli. Kürtlerin ekonomik güç elde etmeleri engellenmeli. Gerekirse bunun için vergiler indirilmeli.”

Kürtler söz konusu olduğunda,medya,hukuk,siyaset ve vicdanı kapkara bir insafsızlık kaplıyor, Kürtlere karşı yapılan onlarca saldırı ve linç olayında bu çevrelerin bakış açısını sorguladığımızda ortaya faşizmden öte ahlaksızlık ve şerefsizliğin bilinçli bir yöntem olarak kullanıldığına tanık olmaktayız, geçmişte devlet idarecilerinin Kürtler üzerine planlarını, kirli arşivler aralanınca ortaya çıkan pis kokular, dayanılmaz bir işkenceye dönüşmektedir,zilan, dersim….İsmet İnönü nün şark raporu önermeleriyle devletin çirkin yüzünü, Cumhuriyetin üzerine bina olduğu kutsal devletin, Kürtleri nezdinde ki anlamsızlığını net olarak görmekteyiz,İsmet İnönü, Kürtlerin yoğun olduğu illeri asimile etme planları, Erzincanı, Mardini, Bitlisi, Ağrıyı Van’ı Dersimi dışarıdan Türk göçüyle Türkleştirme hesapları ağır bir faşizm değilse nedir? Kürtleri böyle yabancılaştıran, düşmanlaştıran bir devlet anlayışının Zilan da, Dersim de, Ağrıda vs seve seve katliam yapmadığını kim neye göre söyleyebilir? Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte ağır bir “saflıkla” cumhuriyete ortak vatan mantığıyla yaklaşan Kürtlere karşı, bu düşmanca ve sinsice hainliği kim? hangi ahlak ölçütüyle savunabilir? Bu ülkenin çarpık katliam mantığıyla hesaplaşmadan, ona “tarih” muamelesi yapmak doğrumudur? hesaplaşılmayan, mahkûm edilmeyen şeyin yinelenme olasılığı yok mudur? Günümüzde referanslarını ve pozisyonunu, bu katliam mantığına göre şekillendiren siyaset, hukuk, tarih ve medya, pisliklerinden arınmadan varoluş felsefesiyle hesaplaşmadan, “iyi” olduğunu bize yutturabilir mi? Bu kadar bilinçli asimilasyon ve katliam ortadayken, şeyh Sait in, seyit Rızanın, Alişer in vs..hain olup olmadığına sizin bu faşist bakış açınızla yanıt bulunulabilinir mi? Hain ve yurtsever kavramlarına sizin yok edici girişimleriniz ışığında yeniden tarif gerekmez mi?

Demokratik toplum partililer İzmir de organize bir faşist grubun taşlı sopalı saldırısına uğradı, genel başkanlarını karşılayan konvoya saldıran çapulculara basının bakış açısı, olayları tahrik ve teşvik edici noktadadır, Kürtlere veya muhalif kesime saldırılara egemen medyanın kullandığı ortalama dil, yukarıda sözünü ettiğim faşizmden öte şerefsizliğin sınırlarını zorlar niteliktedir” tahrik edilen vatandaş tepkisi” olarak yansıtılan çapulcu kalkışmaların bir türlü neden kesilmediğine cevap, medyanın deşifre olan aşağılık ruh halinde gizlidir.

Balıkesir in Altınova beldesinde linçe ve yağmaya uğrayan Kürtlere medya ve siyasetin yaklaşımı da ortalama olarak buydu, DTP parti binalarına, bireysel olarak Kürtlere yapılan saldırıların ortak noktası devlet ve onun aygıtlarının bu saldırıları Kürtlere karşı bir misilleme olarak kullanılmasıdır, Kürtleri rehin almanın psikolojik yansımasıdır, Altınova da saldırıya uğrayan Kürtlere ilişkin valinin basına yansıyan demeci utanç vericiydi”halkın acılarını düşünerek saldırılara müdahale etmedik”

Üniversitelerde ki bütün faşist saldırılarda ki ortalama tutumda ortaktır” karşıt grupların çatışması” olarak yansıtılan hadiselerin hepsi faşist çapulcu saldırılardır ve medya, siyaset, polis bunun ortağıdır tarafıdır.

İzmir de DTP ye yapılan saldırılara karşı kullanılan egemen üslubu incelediğimizde, bu ruh halinin şerefsizliğini, insanları ahmak yerine koymalarını ve kamuoyu olarak hedefledikleri kitlenin sadece ırkçı milliyetçilerden oluştuğunu net olarak görebiliriz, konvoy halinde seyreden Kürtlere taşlarla saldırıp onları yaralayan saldırgan kesimlerin yaptıklarını bu şerefsiz kesim“tepkici vatandaş” olarak masumlaştırabiliyor.

Şu açıktır ki, ister iktidar olsun ister muhalefetteki CHP ve MHP olsun veya ülkede kendini medya olarak konumlandıran çanak yalayıcıları olsun hepsinin ortak noktaları hücrelerine kadar faşist olmalarıdır, ülkede başta Kürtler olmak üzere muhalif ve ötelenen kesimlere yapılan filli saldırılar apaçık başka alternatiflerin göz ardı edilmemesini önermektedir.
Kürtleri teslim alma girişimi olan milli birlik açılımı hepten faşistleşen bir toplumun istemleri doğrultusunda şekillenmiştir, Kürtlere kayıtsız şartsız ve onursuz bir teslimi dayatmaktadır, hükümetin konjoktür baskıyla gündeme aldığı “açılım” Chp ve Mhpyle anlaşmalı bir şekilde “faşist” normlara uydurulmuştur.

Eğer bir toplumun genlerine kadar sinmiş faşizm mikrobu söz konusuysa, normalleşme niyeti olan siyasetin ilk önceliği bu olur, buna dair hiçbir girişimde bulunulmuyorsa buna dair bir gelişme söz konusu değilse eğer, bu çarpık temelin üzerine bina edilecek yapının ayakta kalması da güç olacaktır, hükümetin samimiyetsizliği bunda gizlidir.
Bu ülkede onur sorunu vardır, vicdan sorunu vardır, ahlak sorunu vardır bir ülkenin ortalama bir hukuk ve demokrasiye sahip olmasının başlangıç noktası onur, vicdan ve ahlaktır, bunlar olmadan hukuk olmaz, demokrasi olmaz, barış olmaz.

Söz konusu Kürtler olunca, ağzı köpüren, bayrak sallama bağımlılığı depreşen yurttaş olmanın zerresinden bihaber, beyni alınmış, sürü vatandaşlarının psikolojik yapısı hakkında sosyolojik ve psikolojik tahlil yapmanın bir manası yoktur.

Bir grubun veya bir toplumun mağduriyetten kaynaklı demokratik taleplerini normalleştiren şey, o mağduriyetin toplumun geneli tarafından tespiti ve anlaşılabilirliğiyle başlar, Kürtlerin baskı inkâr ve imhayla karşılaşmasını anlayabilme güdüsü, insan olabilme bilinciyle bağlantılıdır.

Kürtlerin mağduriyet karnesi utanç verici boyutlardadır, % 99’u Müslüman ve faşist bir toplumun, bu çağda hala demokratik bir idare talebinin olmaması, devlettin baskılarına karşı, tanrı, kul psikolojisinde olması, hala uyduruk simgeleri kutsaması ve kutsallaştırması, hala “militer” bir tapınma içinde olması, güdülerle yaşadığı için, egemenler tarafından idare edilebilmesinin çok kolay olması sebebiyle, Kürtleri mağduriyetlerini kavrayamaması şaşılacak bir şeyde değildir aslında.

Aslında bu faşist saldırgan ruh halinin asıl sebebi “yüzleşmemedir” barış talebinin bu toplumda genelenemesinin aslı nedeni budur, toplum çatışmalardan kaynaklı kayıplarıyla birebir yüzleşmemiştir.
Amerika nın ırak işgali sonrası yükselen iç savaş, boğazlaşma, camilerde patlayan bombalar ve yüzlerce cesedin ne zaman duracağına ilişkin tartışmalara bir aydının verdiği yanıt söz ettiğim yüzleşmeyi özetler niteliktedir, sözünü ettiğim aydın yanıtında: ırak toplumu bastırılmış güdülerini bombalarla, kanla dışa vurmaktadır bu ne zaman mı biter, cesede doyunca, insanlar çılgınlıklarının farkına varınca, kendisiyle yüzleşince, bu çoğu yerde böyle olmuştur demişti.

Evet ülkemizde “terör” olarak nitelendirilen şey, devlet ve PKK’nin çatışmasıydı, binlerce boşaltılan köy ve milyonlarca göç eden insana rağmen, çatışmalar bölge dışına sıçramamıştı, devletin” terör” olarak nitelendirdiği şey batı bölgelerinde hiç yaşanmamıştı, batıda illerinde Iraktakine benzer bir Pazar yerinde veya toplu olarak bulunulan bir yerde halka karşı hiç “terör” yaşanmamıştı, bu 25 yıllık çatışma süresince Türkler, Kürtlerin çektiklerinin binde birini bire hissetmemişlerdi, ölümlerle, bombalarla ve baskılarla sadece Kürtler karşılaştıkları için barış talebini dillendirmeleri anlaşılır bir şeydir, asıl anlaşılmayan şey ise Türkiye nin siyaseti, medyası ve halkıyla Kürtleri anlamaması ve bir iç savaşı iştahla kaşımasıdır, kuşkusuz bu saldırgan tavrın tarihsel altyapısı fazlasıyla güçlüdür, dayandığı kudret katliamcı tekçi mantıktır, eşek bile aynı yolda iki kere aynı çukura düşmezken, bu geniş faşist cephenin ırak, Yugoslavya ve ülkedeki 25 yıllık çatışmaları görmezden gelmesi ve örnekleri tahlil edemeyen, empati, mukayese, mantığından yoksun olmasıdır. Aslında bu saldırgan güruha şunu sormak zaruri olmuştur artık, Kürtlerden ne istiyorsunuz? İç savaş mı istiyorsunuz? Kan ve ceset mi istiyorsunuz? Bunu gerçekten istiyormusunuz?

Çetin Yılmaz
icdalasi@gmail.com

SÖZ KONUSU KÜRTLER İSE, ŞEREFSİZLİK TEFERUATTIR için 10 cevap

  1. Dursun diyor ki:

    Tebrik ederim,aslinda uzun yillar boyu yasadigimiz tecrubelerde hep icimizde olusan Sorulari tam manasiyla yansitip,bu yogun ve bitmeyen en inatci karmasada yine yogunca olusup Ezen ulusun beynini saran Firavunu asil dusunulmesi gereken sorun Olarak Isaretlemeniz cok felsevi.
    Dursun Kahraman.

  2. DİYAR diyor ki:

    Doyurucu bir yazı, farkettirici.

  3. cekob diyor ki:

    Kaleminize sağlık duygu ve düşüncelerimizi okadar güzel ifade etmişsinizki..

  4. engin diyor ki:

    Kürtlere bölücü diyenlerin kirli tarihini incelemesi ve ciddi bir yüzleşme yaşaması gerekmektedir.

  5. ÇERKEZ diyor ki:

    TEK MİLLET İÇİN BİR ÇOK MİLLET KURBAN EDİLDİ,YAZIK.

  6. tahsin diyor ki:

    çok değerli duyarlı yoldaşım bu yazıyı paylaştığın için çok çok teşşşşekür ederim…… herkez bu yazıyı okusun okusun ki varlıkları m.ö.20000 yıllara dayanan kürt halkının bu güne denk ve bu günde ne baskı,zülüm ve asimilasyonlara maruz bırakıldığını herkes görsün………

    • samet sivri diyor ki:

      senin ne hadine bu yazıları yazmak …. türkiye tek ırktır TÜRK ırkı bu kabullenmeyen varsa skdrsn gitsin
      biz türkler nice savaşlar kazandık siz amk koduklarım
      doğunun köşedine çekilmiş piçler ne asker gönderdiniz ne başka bi şey kurtuluş savaşında yardım etmediniz burak yardımı isyan etdiniz iyikii kürt katli yamı oldu . daha olacakta
      bunu göreceksinizz ..
      bu ülke geçmişte türktü
      bu günde türk
      gelecekte de türk olacaktır ………………..

  7. Fasb diyor ki:

    TEbrik ederim güzel yazi

  8. Efe diyor ki:

    Yazarın %99 u müslüman ve faşist tespiti biraz abartılı kaçmış. Ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı, yani ayrılma ve ayrı bir devlet kurma hakkı elbette dünyanın neresinde olursa olsun hakim sınıfın ve kuklalaştırılmış ülkelerde bu sınıfın hizmet ettiği dış sermayenin çıkarlarıyla çatışacaktır. Bu çıkar çatışmasının, sermayenin şiddet araçlarını (asker, polis) bu problemin çözümüne yöneltmesi kaçınılmazdır.
    Ucuz emek arayışı bütün liberal ekonomilerin ortak kaygısıdır. Örneğin ben Rusya’da yaşıyorum ve en zor işlerde türkmenlerin, özbeklerin..vs çalıştığını görüyorum. Putin bir yabancı işçinin bir rus kızına tecavüz olayından sonra “yabancıları” ülkeden kovalım diye eylem yapan miliyetçileri “Eskiden yolları kapatan karları süpürmek için ruslar çalışırdı. Bugün hiçbir rus bu kadar zor koşulları olan bir işi yapmak istemiyor. Yabancılar düşük ücretlerle eskiye oranla daha uzun çalışma saatleriyle çalışıyorlar. Onlara ihtiyacımız var.” diye telkin ediyor. Rus sokak dilinde türki cumhuriyetlerden gelip Rusya’da yaşayanlar için kullanılan aşağılayıcı kelimeler bulunmaktadır ve bu kelimeler(genelde görgüsüz veya eğitimsiz anlamına gelirler) sadece işçilere karşı değil üniversite sıralarında işçi çocuklarına sarfedilebilecek kadar yaygınlaşmıştır.
    Medyanın tarih boyunca insanları, ait olduğu sermaye grubunun çıkarlarına uygun biçimde bilgilendirdiği göz önüne alınırsa, türk medyasının kürt davasına karşı oynadığı rol garip veya ilginç bulunamaz. “Bir kutupta servet birikimi, diğer kutupta -yani kendi emeğinin ürününü sermaye şeklinde üreten sınıfın tarafında- sefaletin, yorgunluğun ve bezginliğin; köleliğin, cahilliğin, zalimliğin ve aklî yozlaşmanın birikimi aynı anda olur” – Karl Marks’ın bu sözü anlaşılırsa kürtlere karşı türklerde oluşan tepkiyi anlamanın kolaylaşacağını düşünüyorum.
    Askerlik görevini yerine getirirken şehit düşen insanların, bir mecburiyetten ötürü orada şanseseri bulunan insanlar olmasından dolayı, türkler kürtlerin kendileriyle mücadele ettiklerini düşünüyorlar. Yahudi kamplarında gaz odasında ölen 20 kişinin günahını şalteri indirmekle sorumlu köyünden, tarlasından, nişanlısının koynundan zorla askere alınmış nazi erine yazmak haksızlıktır.
    Sonuç olarak bence kürtlerin silahlı eylem yöntemleri çağdışıdır, verdiği hasar stratejik bir anlam ifade etmemektedir ve yasal kürt hareketine zarar vermektedir. Teknoloji devleti bireye karşı güçlendirdiği kadar bireyi de devlete karşı güçlendirmektedir ve 21. yüzyılda çok daha etkili eylem biçimleri mümkündür. Yapılması gereken, planın gerçekleştirilmesini mümkün kılacak bilimadamlarını biraraya getirmek ve en önemlisi hedefi iyi seçmektir.
    Bunun için ise kürtlerin neyle mücadele ettiklerini görmeleri gerekmektedir. Bunu gördükleri gün yalnız olmadıklarını farkedeceklerdir.

  9. birgül diyor ki:

    okadar güçlü bir kaleminiz varki…ve ucundaki o güçlü yürekle bir olunca hiç okumaktan zevk almadıgım şiirlerinizi bile okumak zorunda bırakıyor çok yaşayın …sizin gibi yürekli ve saglam insanların çogalması dilegiyle …yüreginizden öpüyorum sizi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s