HÜKÜMETE DÜŞEN BAŞBUĞ’U EMEKLİYE AYIRMAK

27/10/2009

İRTİCAYLA MÜCADELE PLANI”Hükümete Düşen Başbuğ’u Emekliye Ayırmak”
Emekli askeri hakim ve avukat Kardaş’a göre, Genelkurmay’ın “irticayla mücadele planı”nı soruşturma yetkisi yok. “Yetki sivil savcılarda. Buna karşın, Genelkurmay ‘bu benim alanım’ demeyi sürdürüyor. Demokratik bir ülkede Başbuğ çoktan emekli edilmişti” diyor.

Tolga KORKUT Ankara – BİA Haber Merkezi 27 Ekim 2009, Salı
hükümet ve başbuğEmekli askeri hakim ve avukat Ümit Kardaş, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “irticayla mücadele eylem planı” belgesiyle ilgili, zaman kaybetmeden emekli edilmesi gerektiğini, bianet’e söyledi.

“Genelkurmay yasaya uymuyor”
Kardaş, Genelkurmay’ın dün (26 Ekim) yaptığı açıklamada belgeyle ilgili yeniden soruşturma başlatmasının yasalara uymamak olduğunu belirtiyor.

“İhbar mektubunda ve eklerindeki belgelerde yazılanlar, anayasal düzene müdahale, hükümetin, parlamentonun görevini yapmayı engelleme suçları kapsamında. Bilinen genel adıyla ‘darbe girişimi’.

“Son yasa değişikliğiyle bu suçlarla ilgili soruşturmalarda artık askeri yargının yetkisi yok. Sivil yargı yetkili. Sivil yargıdan belge de isteyemez. İstese de gönderilmez. Ama Genelkurmay, burada ‘bu benim alanım, kendi yargımı çalıştırırım’ demeye getirerek parlamentonun kabul ettiği, yürürlükteki yasayı uygulamıyor. Ayrıca açıklamada, belgenin ‘uydurulmuş olabileceğini’ de dile getiriyor.”

Kardaş’a göre, bunların hepsi, hukuksuzluk ve disiplinsizlik. Ayrıca, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların ifadesini almak istediği, kanıtları yok etme olayında yer alan beş erin gönderilmemesini de anımsatıyor. “Böyle bir durumda, İstanbul’daki savcılar askerleri almak için Genelkurmay’ın etrafını kuşatamaz ya. Hükümetin savcıların önündeki engelleri kaldırmak, demokraisye yönelik bu tehdidi bertaraf etmek için ‘Sizi emekli ediyorum’ demesi gerekir. Demokratik bir ülkede Başbuğ çoktan emekli edilmişti” diyor.

Emeklilik için üçlü karar gerek
Kardaş’ın verdiği bilgiye göre, Genelkurmay Başkanı’nın emekli edilmesi için Bakanlar Kurulu kararı, Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekiyor.

Adı geçen diğer komutanların emekliliğiyse, Genelkurmay Başkanı’nın teklifini gerektiriyor.

Anlatılanlar doğruysa, cezası ağırlaştırılmış ömür boyu hapis
Bir subayın ihbar mektubuyla birlikte Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara gönderdiği söylenen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesi, hükümetin iktidardan uzaklaştırılması planlarını içeriyor.

“Bilgi Destek Çalışması”ysa, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) “sıkıntılarının istismar edilmesi”, “halkın rahatsız edilmesi”, ordunun siyasette etkinliğinin artırılması gibi amaçlar içeriyor.

Mektuba göre, ilk belgenin direktifini o zaman Genelkurmay 2. Başkanı olan Hasan Iğsız, ikinci belgenin emrini de bizzat Genelkurmay Başkanı veriyor. Mektupta, Başbuğ’un “irticayla mücadele eylem planı”ndan haberdar olduğu, belgenin aslının olmadığına kanaat getirdikten sonra “kağıt parçası” diye açıklama yaptığı iddiası da var.

Kardaş, bu anlatılanlar doğruysa, cezalarının ömür boyu ağırlaştırılmış hapis olduğunu söylüyor. Ayrıca, Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi’ndeki bilgisayarların “temizlenmesi”nin de kanıtların karartılması suçuna girdiğini ekliyor. (TK)


“CHP ve MHP Barış Değil, İç Savaş Sürsün İstiyor”

26/10/2009

“CHP ve MHP Barış Değil, İç Savaş Sürsün İstiyor”

Kürt sorununa demokratik ve barışçı çözüm isteyen ÖDP’den Taş, Halkevleri’nden Birol ve EMEP’ten Tüzel, CHP ve MHP’yi eleştirdiler. Taş, “Şu saatten sonra Türk ve Kürt gençlerinin ölümünden CHP ve Baykal sorumlu olacaktır” dedi.

İstanbul – BİA Haber Merkezi26 Ekim 2009, Pazartesi bawer@bianet.org

basın açıklaması
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Emek Partisi (EMEP) ve Halkevleri, Maxmur ve Kandil’den Türkiye’te gelen Barış Gruplarını karşılayan Kürt halkının barış sevinçlerine anlayış gösterilmesini istediler. “Kürt sorununun demokratik çözümünde Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) muhatap alınması gerektiğini” söylediler.
“Barış için birlikte hareket etmeliyiz”

Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ve EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, bugün Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nde (TMMOB) düzenledikleri basın toplantısında “Emperyalizmin ve burjuva gericiliğinden uzak, Kürt halkının tüm hak ve özgürlüklerine sahip olduğu, eşit, özgür ve kardeşçe bir arada yaşamın temellerinin atılması için hep birlikte hareket etmeye ihtiyaç duyulmaktadır” dediler.

Ortak metni okuyan Tüzel “Bunun için operasyonlara son verilmeli, şiddet ve savaş son bulmalı, çatışmalar durmalı; barışın ve diyaloğun yolu açılmalı; Kürt halkı üzerindeki dil, kimlik, kültürel ve diğer baskılara son verilmeli ve anadilde eğitim hakkı ve bölgede Kürtçe’nin yerel yönetimler ve kamu yönetiminde kullanımının önü açılmalı, eşit yurttaşlık hakkı tanınmalıdır” dedi.
AKP, CHP ve MHP’ye eleştiri

“Demokratik güçlere yönelik tahammülsüzlük, saldırganlık ve polis şiddetinin eşlik ettiği uygulamaların Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetince sürdürülen ‘demokratik açılım’ söylemini yalanladığını” ifade eden Tüzel, “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ırkçı ve şoven tutumu bizleri düşündürüyor” diye konuştu.

Birol, “CHP’nin siyasi rant hesapları içinde olduğunu ve iç savaş kışkırtıcılığı yaptığını” belirtirken, Taş da “Şu saatten sonra Türk ve Kürt gençlerinin ölümünden CHP ve Deniz Baykal sorumlu olacaktır” dedi. CHP’nin Kürt sorunu karşısındaki tavrını rezalet olarak niteledi.

Tüzel, Birol ve Taş, “İki halkın yakınlaşması, barışın Türkiye’nin batısında da yayılabilmesi için barışçıl ve çatışmasız bir dile ihtiyaç olduğunu” söylediler. “Kürt sorununun çözümü için mücadele etmeye devam edeceklerini” kaydettiler.(BÇ)
Bawer ÇAKIR

BİANET TEN ALINTIDIR,ORJİNAL METNE ULAŞMAK İÇİN HABER METNİNİ TIKLAYINIZ


BARIŞ GRUPLARI GELİRKEN

20/10/2009

çocuk1Ertuğrul Kürkçü ertugrul@bianet.org
(19 Ekim 2009, Bianet)

Bu bir dejavü değil. 10 yıl öncesi tekerrür etmeyecek sanki. Son anda bir “Ergenekon” hamlesiyle her şeyi altüst edilmezse, bu kez savaşın yurtları dışına sürdüğü Kürtler’in Mahmur, Kandil ve Avrupa’dan anayurtlarına dönüşüne devletin yol verdiğini, hiç değilse yol kesmediğini düşünmek için pek çok nedenimiz olacak.

O zaman yalnızca bir sembolizmden değil işleyen bir süreçten söz etmek ve bu sürecin işletilmesi sorumluluğuna ortak olmak, “barış”ı, toplumsal kurtuluşun bir momenti olarak gören herkesin de boynuna borç olacak.
Şimdi daha çok açığa vurulan bilgiler, devletin bu kez Öcalan’ın “dönüş”çağrısını 10 yıl önce olduğu gibi elinin tersiyle itmediğini, hatta bu çağrının bir ölçüde karşılıklı zemin yoklamalar sonucu oluştuğuna dair ipuçları sunuyor.

Kürt özgürlük hareketinin üç koldan giriştiği bu hamle, bir “açılım”a nereden başlayacağına bir türlü karar veremediği görülen hükümete, bir hareket noktası sağlıyor. Kürtler, karşı tarafta bir türlü harekete geçemeyen “barış” dinamiğinin de muharriki rolünü üstleniyorlar.

Devletin bir “güvenlik” operasyonu bağlamında, egemenliğin restorasyonu zihniyetiyle giriştiği “açılım”ın barışla sonuçlanması, sürecin yüzünü özgürlüğe dönüp dönmeyeceğine bağlı.

Sonuncu Kürt isyanı gerçekten bitebilir, yalnızca Kürtlerin değil Türkiye’nin kaderini de belirleyerek son bulabilir. Sürecin bu yöne evrilmesi herkesten çok, Kürt özgürlük hareketi ve hapisteki lideri Abdullah Öcalan’ın 1999′dan bu yana izlediği, barış ve çözümü halkların kardeşliği ve özgürlüğünde arayan politikalarının ürünü olacak.

Türkiye, statükoya, zulme ve inkâra boyun eğmeyen halkların mücadelesiyle özgürlük ve kardeşliğin egemenliğine doğru adım adım ilerliyor. Tarihsel bir dönemden geçiyoruz….

www.bianet.org ALINTIDIR


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 73 other followers